Algı

Algı

Bu yazıda Duyum’un devamı Algı’dan bahsedeceğim. Hemen bir görselle anlamana yardımcı olayım:

exposure: maruz kalmak, attention: dikkat, interpretation:yorumlama

Duyum kısmında değindiğim üzere, çevrede binlerce uyaran var fakat bizim duyu organlarımızın kısıtlı yetkinliğinden dolayı sadece belli bir bölümünü duyumluyoruz. Şimdi gelelim senaryonun ikinci perdesine, duyumlayabildiğimiz uyaranları organize etme ve anlamlandırma bölümüne: Algı!

Yukarıda görüldüğü üzere bir kırmızı çizgi ile iki süreci ayırdım. Duyu organlarımıza gelen uyaranlara maruz kalındıktan sonraki süreçte algıdan bahsediyoruz. Uyaranlara dikkatini yönelt, ve anlam çıkart. Farzedelim ki, her Türk vatandaşı gibi, film izlemek için Netflix veya Amazon’dan üyelik almak istiyorsun ama şans ya! bulamadın aradığın filmi, mecburen filmcehennemi.com/filmmakinasi.net/belesefilmizleyelim.com (izleyen arkadaşlardan biliyorum) gibi sitelere de göz attın. Bu sitelere girince bir anda reklam bombardımanına tutuldun, onlarca resme maruz kaldın. Yani duyumladın, burası önemli. Ancak bunların hepsine dikkatini yöneletebildin mi?

Algıda Seçicilik /Perceptual Selection, insanların maruz bırakıldığı bütün uyaranlar arasında sadece küçük bir porsiyona dikkatini verdiğini savunur. Bir nevi filtreleme işlemi. Anlamsız veyahut önemsiz bilgileri otomatik olarak baskılıyoruz ki bizim için önemli olan porsiyona dikkat verebilelim.

Image for post

Bu resimde ilk gözüne çarpan ne oldu? Burada biraz düşünme payı verelim… Başını sağ taraf çevirmiş genç bir kadın mı gördün? Yoksa başını öne eğmiş yaşlı bir kadın mı? Resimde her ikisi de mevcut. Ama bu örnekle sana anlatmak istediğim şey şu: Tek bir resim karesinde iki silüet yer alıyor fakat sen dikkatini bu ikisinden birisine verdin. Ya ilk genç kadını gördün ya da yaşlı olanı. Algın seni bu ikisinden birine yöneltti ve bir seçim yaptın.

Toparlayalım: Birçok uyaran var, bunları duyumsuyoruz; bazılarına dikkatimizi verip, bazılarını göz ardı ediyoruz. Filtreleme işlemleri sonrasında dikkatimize takılanları anlamlandırıyoruz.

Bu bilgi, reklamlar için büyük öneme sahip. Hitap ettiğin kitlenin dikkatini ürününe/servisine çekmek zorundasın. Aksi takdirde tüketicinin dikkatini ver(e)mediği bir reklamın fayda sağlaması mümkün değildir. Aşağıda gördüğün reklamlar, dünya tarihindeki ilklerden birkaçı. Bu reklamları zahmet edip inceler miydin?

Image for post
Image for post
Image for post

Kuvvetle muhtemel cevabın “hayır”. Öyleyse neden reklamcılar bu tarz reklamlar yaptılar dersin? Perceptual Selection’dan bihaber oldukları kesin. Ek olarak, ‘reklamlardaki bilgiler ne kadar fazla olursa o kadar iyi olur’ diye düşünüyorlardı. Bir bakıma mantıklı, ürün hakkında ne kadar bilgi alırsan, o oranda haberdar olursun. Fakat, okurların dikkatini çekemedikten sonra bunun önemi yoktur. O yüzdendir ki, tüketicinin algısına hitap edebilmek adına, günümüz dünyasında reklamın göze çarpması, tüketicinin dikkatini cezbetmesi önem sırasında üst basamaklara çıktı. Şu anda ise ilk örneklerden çok daha farklı minvalde reklam tasarımları var (ince eleyip sık donunan cinsten).

Bir sonraki yazımda reklamı ilgi çekici yapan unsurlardan bahsedeceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir