Boş vermek ve Salıvermişlik

Boş vermek ve Salıvermişlik

Öncelikle belirtmek gerekirse, ikisi birbirinden çok farklı şeylerdir. Boş vermek ortadaki bir durumu önemsememektir, salıvermişlik ise ortadaki ve henüz ortada olmayan bütün durumlara bir gram ciddiyet yüklememektir.

Dünya üzerinde ne kadar farklı şey varsa, o kadar farklı meşguliyet vardır. Birisinin bir yemek yemesi için, biraz eğlenebilmesi için başka birilerinin çalışması ve emek sarf etmesi lazımdır. Karşılığında para denilen akışkan değişim materyalinin olduğu durumlar, bu ikili alışverişi mümkün kılar.

Örnekler ve her zaman diğer örnekler… Bir kafede oturmak ve arkadaşlarınla muhabbet etmek insana belirli bir derecede haz verir. Fakat kafe yalnızca ruhsuz bir alan değildir, oraya gelen insanlar olduğu gibi orada çalışan insanlarda vardır. Çalışan kişiler, boş vermişlik yaparsa işveren onların yerine başkalarını alır, bu yüzden çalışan dakik ve atik olmalıdır.

Boş vermişlik durumu insanları ya çalışma düzenine ya da salıvermişlik çıkmazına sürekli dürter. Bir fiziksel boş bulunma durumudur boş vermişlik, ama zihin sürekli düşüncelerle rahatsız eder onu. Her hangi bir şeyde çalışmak, insanları yaşamaya iter, hayatın çarkları arasına alır ve ezilmekten kurtarır. Fakat kim ki çarklarda herhangi bir yer edinemezse, rüzgarla sallanan bir yaprak misali bir oraya bir buraya gider, amaçsızca ve düzensizce.

Salıvermişlik ise insanı bir boşluğa sürükler, hayattan haz alamaz hale getirir, o boşluğa bakar, boşluk ona… Hayat akıp geçerken o deredeki sabit kaya misali olanları ya izler ya da umursamaz, ama iki durum da onun durumunda bir değişikliğe sebep olmaz. Salıvermiş insanlar eğilmez, bükülmez, çoğu tür zorluk onları etkilemez bile. Tek bir sıkıntıları vardır bu tip insanların ama, kırıldığında çatırtısı çevredeki herkes tarafından duyulur.

Günümüzdeki intihar olaylarının çoğusu küçük çaptaki salıverme olaylarından dolayı meydana geldiğini sanıyorum, işsizlik, açlık, tehditler, dayanılamayacak olaylar ve psikolojik rahatsızlıklar… Çalışılma zamanı salıverme, güçlü durulması gerektiği zaman salıverme, zorluk zamanı salıverme saydığım şeylere sebep olacak belki tek kapsayıcı değişkendir.

21.YY da, namı diğer bilgi çağında bilgisiz kalan kişi doğal bir seçilimle elimine olmaya mahkumdur, gerek pratik (e.g. El işi) gerek teorik (e.g. Okumak) bilgi insanların hayatta kalması için elzemdir. Genellikle ergenlik dönemlerinde salıveren insanların hayata yeniden tutunması zordur. Ya doğuştan bir yeteneği olması ya da eğitilmiş bir zihni olması gerekir.

Tehditler ve dayanılamayacak olaylar karşısında ise birincisinde insanlar kurulmuş düzenin gerekli kurumlarına müracaat etmeleri gerekir, belki biraz gururdan ve itibardan taviz verilmesi gereken olaylar olabilir (e.g. Daha önce yapılan utanılacak bir olayın birinin eline geçmesi ve bununla tehdit edilme), ikincisinde ise mevcut defans mekanizmaları kullanılabilir, yenileri kombine edip türetilebilir ya da işin profesyonellerinden yardım/sosyal destek alınabilir (e.g. Psikolog/Psikiyatr)

Özet geçilecek olursa, boş verme denilen olay önemli bir durumun göz ardı edilmesi ya da ertelenmesidir. Tolerans genellikle edilebilir, alternatif çözümler rahat bir şekilde bulunabilir, yapılması da tavsiye edilmez. Salıvermişlik işe bir hükümsüzlük halidir, ciddi bir şekilde müdahale edilmesi lazımdır fakat salıvermiş insanlar genellikle ruhları istenmese de çürümeye yüz tutmuş insanlardır. Hakaret edilince etkilenmez, tepki verse de canı sıkıldığından verir, ciddiye aldığından ya da üzüldüğünden değil. Onlara uzatılan yardım ellerine sadece bakarlar, kendi ellerini kaldırmayı bile istemezler. Bulunduğu durumun asla farkına varmazlar, zifiri karanlık bir odada bir ayna karşısında kendisini inceleyen insan gibidir durumu, yalnızca ışık geldikten sonra kendilerini görebilirler. Bu ışıkta çevresindeki bilgili insanlardır, onlara yardım eli uzatırlar, onları içerisinde bulunduğu durumdan haberdar etmek niyetindedirler. Bu hükümsüz insanların ise kendilerini kurtaracak gücü vardır ama çok derinlerde bir yerde gömülmüştür. Kurtarma yolu ise iki türlüdür, ya içlerindeki istek alev alana kadar onların közlerine sözlerinizle ve çabalarınızla mangal yeller gibi cesaretlendireceksiniz ya da onların bulunduğu karanlığı anlayıp onların yanına gidip kendinizi kurtardığınız gibi onları da bulunduğu karanlıktan söküp çıkarmak suretiyle çekeceksiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir