İstek eğrisi ve Direnç Basıncı

İstek eğrisi ve Direnç Basıncı

Hayat karmaşıktır, bir sürü değişkenle mücadele etmek durumundayız. Sosyal hayat başta olmak üzere içsel mekanizmalarımız da dahil tonla değişken adeta koastan bir düzen yaratmaya yönelik sürekli bir savaş halindedir.

İnsan başlangıçta bir bebekti, ona sunulanı sorgulamadan alırdı, eğitilmek için birebir bir kobaydı, sonrasında kendisine sunulanla yetindi ve konuşmayı, düşünmeyi öğrendi. Artık o soru soran ve cevap arıyan bir bireydi.

Anlatılanlara göre insan boş bir levhadır, Tabula Rasa’ya çizileni hayatına kazır, ama bilinmeyen bir şey vardı, belirli bir süre geçtikten sonra kendi levhasına kendi kazımaya başlardı.

Bizimkisi bir hikaye, insanın doğumuyla başlayan ve ölümüyle genellikle sona eren bir hikaye…

Başlığa dönecek olursak, insanlar bilinçler yerinde olduğu sürece bu iki kavram arasında git gel yaparak aksiyon alırlar, istek ve direnç. Eğer istek dik bir eğimle çıkarsa sonunda karar verilen şey yapılır, direnç çok baskılıysa düşünceler daima bir eziyetçesine içeride kalır.

Örnek vermek gerekirse cinsler arası ilişkiler. Birinden hoşlandığınızı varsayın, onun güzellik seviyesi sizin istek eğrinizi çizer, kendinize olan güveniniz ise sizin direnç basıncınızı. Son karar ise bu ikisi arasındaki git gel sonucu belirlenir.

Hayatta alınan kararların arkasında neredeyse hep bu iki kavram vardır. Yapılması gerekense mantık süzgecinden geçirerek bu iki değişkeni bir düzene sokmak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir